Onsra ve Şarkılar
- Mezardaki Çiçek

- 20 Eki 2025
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 Kas 2025
08/10/2025
Dışarıda işlerimi hallettikten sonra eve döndüğümde kapının önünde beni bekleyen bir kediyi fark ettim. Siyah beyaz tüyleri olan dişi bir kedi. Yıllardır ona mama verdiğim için acıktığı zaman evimin kapısının önünde oturup beni beklerdi. Ona mama verip yanına oturdum ve dünya saatinden Onsra'nın yaşadığı yere ait saati kontrol ettim. Tahminimce uyanmış olması gerekiyordu. Günaydın mesajı atıp sohbetten çıktığım an telefonuma bir bildirim geldi. "Onsra'dan gelen görüntülü arama" Gülerek aramayı cevapladım.
"Ne o, aramak için yazmamı mı bekledin?" dedim. "Evet, öyle oldu." dedi. "Bak sana ne göstereceğim." diyerek kameramı çevirdim ve beslediğim kediyi gösterdim. "Kedi mi besliyorsun? Tam senden beklenilcek bir hareket. Tatlıymış." dedi. Kamerayı tekrar kendime çevirdiğimdeyse "Bu arada bandana çok yakışmış. Bende arada takıyorum." dedi. "Teşekkür ederim." dedim. Bandana taktığını zaten biliyordum. Daha önce benimle konuşurken bandana taktığım videomu izlediğinde söylemişti. Ayrıca.. çok mu yakıştı dedi o? Artık en sevdiğim bandanam o. En çok o bandanamı kullanacağım.
Bir süre neler yaptığımızı konuştuktan sonra bana çiçek olduğunu iddia ettiği bir şey gösterdi. "Adamın birinden sigara istemiştim. Ne kadarlık istiyorsun dedi. On dolarlık yeter dedim ama adam bana kırk-elli dolarlık verdi. Bir de şuna bak. Çiçek bu. Gelin çiçeği. Sana vereyim mi?" dedi. Parmaklarının arasında bir sağa bir sola döndürdüğü garip şeye baktım. "Bu çiçekten çok kedilerimin kuma işediğinde oluşan şekle benziyor." dedim. "Ne alakası var. Çiçek bu, bak." dedi. Israrla çiçek olduğunu söylediği halde ben onu hâlâ çişli kedi kumuna benzetiyordum. "Ama ben hâlâ çişli kedi kumu görüyorum ona bakınca." dedim. "Ama bu cidden çiçek. Bak gelin gibi döndürüyorum sana bunu." dedi. O kadar çok gelin çiçeği iması yaptı ki bir ara "evlenecek yaşa gelmişsin ama evlenememişsin, evde kaldın yaşlı moruk" gibi bir mesaj vermeye çalıştığını düşünerek "Sen bana alttan alttan bir mesaj mı vermeye çalışıyorsun?" dedim. "Hayır ya." dedi. Kesin farklı bir şey anladı ama neyse. Yaşlı nine iması yapmadığını düşünmek istiyorum.
Biraz daha konuştuktan sonra birden şarkı söylemeye başladı ve tam o an ezan başlamıştı. Elimle sus işareti yapıp "Sus, sus. Ezan okuyor. Çarpılcaz şimdi senin yüzünden." dedim. "Çarpılalım, ne olacak ki? İkimizde ortadan ikiye ayrılırız işte." dedi. "Ya ben niye senin yüzünden ortadan ikiye ayrılayım. Manyak mısın?" dedim. Bir süre sessiz kaldıktan sonra tekrar şarkı söylemeye başlayıp yarıda kesti ve "Hâlâ okuyor mu bu arada?" dedi. "Evet, bu arada komşumun kapısı açıldı ama giren çıkan yok. Kendi kendine mi açıldı acaba?" dedim. "Bilmem ki." dedi. "Kapatsam mı acaba?" dedim. "Bence kapat, ben olsam kapatırdım. Gerçi sende kendini tutamayıp gider kapatırsın." dedi. "Doğru, ben şu kapıyı kapatayım." dedim. Kapıyı kapatmaya giderken telefonu kapaması gerektiğini ve beni daha sonra arayacağını söyledi. Ben kapıyı kapatırken aynı zamanda görüşmeyi sonlandırmıştık.
Birkaç saat sonra beni tekrar aramıştı. Mutfakta dizi izliyordum o esnada. Aramayı cevaplayıp telefonu masaya sabitledim. Normal sohbet ettik yine. "Şu Izanami senin şeyindi dimi.. neydi o?" dedi. "Kendi yarattığım kişiliğim, evet." dedim. "Şimdi sen Izanami'nin Allah'ı falan mısın?" dedi. Gülerek "Tövbe tövbe, çarpılcam şimdi senin yüzünden." dedim. "Müslüman mısın bu arada? Ben müslümanım mesela." dedi. "E herhalde." dedim. "Hiç sorgulamıyor musun? Ben çok sorguluyorum bu niye böyle falan diye." dedi. "O yolları geçtim ben ama yine aklıma baya takılan şey oluyor." dedim. "Bence kitapları birileri uydurdu. Bazen o kadar saçma şeylere denk geliyorum ki bunu niye indirsin ki dedirtiyor." dedi. "Yani evet. Bence kendi fikirlerini ekleyenler olmuştur illaki." dedim. Bir süre bunun hakkında konuşurken şarkı söylemeye başladı ve bilin bakalım o esnada başka ne oluyordu? Evet, ezan okunuyordu.
"Sus bak yine ezan okunuyor." dedim. Sustu. "Contra'nın ölü şarkısını biliyor musun?" dedi. "Biliyorum ama çok uzun zaman oldu dinleyeli. Sözlerini hatırlamıyorum." dedim. Tekrar şarkı söylemeye başladı. "Ya sussana. Ezan okuyor diyorum." dedim ama bu sefer susmadı. "Lan sus, çarpılcaz şimdi." dedim ama yine susmadı. Bende onu olduğu haliyle bırakıp tedavisi için eve aldığımız yavru kediye mama koymaya gittim. O şarkı söylerken bende kediyle ilgileniyordum. "Annem bir dur, kafana dökücem. Nereye gidiyorsun? Annem ben orada değilim. Dön." diye kediyle kavga ettiğim esnada şarkısını yarıda kesip kediye laf attı ve kaldığı yerden şarkı söylemeye devam etti. "Tribim bitmez bugünlük çünkü her biri bir ders düşer- bak annen orda git- düşerim en dibe.."
O kadar boşvermişlik vardı ki üstümde içinde bulunduğumuz durum bana komik gelmeye başladı. Kedinin mamasını koyup mutfağa geri döndüğümde şarkısını bitirmişti. "Baştan sona hiç durmadan söyledim, gördün mü?" dedi. "Hmm aferin sana." dedim. "Senin var mı ezbere bildiğin şarkı?" dedi. "Yok galiba. Bilmiyorum ki, şuan aklıma gelmiyor." dedim. "Nasıl ya? Hiç mi yok?" dedi. "Ben şarkı dinlerken şarkıya odaklanmak yerine kafamda senaryolar canlandırıyorum. O yüzden hepsi yarım yamalak aklımda." dedim. "Bu bana çok tuhaf geliyor. Ben nerden baksan dört yüz tane şarkıyı baştan sona biliyorum. Fazla mı zekiyim diye düşünmüyor değilim." dedi. "Zekisin zaten. Zekandan şüphem yok." dedim. "Sen bana bir şarkıyı söyle mesela kesin bilirim." dedi. Kesin? "Emin misin?" dedim. "Eminim." dedi. "Bak şimdi sana öyle bir şarkı söylerim ki öyle kalakalırsın. Emin misin?" dedim. "Hadi söyle, çok eminim." dedi. "Agust D - Dday. Hadi bunu söyle." dedim. Bir süre bana bakıp "Ne?" dedi. "Agust D - Dday." dedim. "O ne lan? Ben bilmiyorum onu." dedi. "Koreli bir rapçi. Ben demiştim sana öyle birini söylerim ki bilemezsin diye." dedim. "Ama ben koreli sanatçıdan anlamam ki. Dinlemiyorum." dedi. "Ama kendin kaşındın ne söylersen kesin bilirim diye." dedim.
Bir süre kpop hakkında konuştuk. Kız kardeşinin de kpop sevdiğinden bahsetti. "Bence ben kardeşinle baya iyi anlaşırım. Kaç yaşındaydı?" dedim. "On yaşında." dedi. "Ayy öğrencilerimle yaşıt, ne tatlı." dedim. Kardeşi black pink grubunu çok seviyormuş ve konserine götürmesi için ona yalvarıyormuş. "Kıyamam ya, götür çocuğu. Benim abim olsaydı ve beni çok sevdiğim bir grubun konserine götürseydi ömrüm boyunca unutmazdım." dedim. O an onun kardeşinin yaşındayken deli gibi dinlediğim ingiliz pop grubu aklıma gelmişti. Dağıldıktan sonra ilk kez bir araya gelip turne yapacaklarını duyurduklarında gidemeyeceğim için çok üzüldüğümü hatırlamıştım. Hâlâ onların konserine gitmeyi çok çok istiyorum ama.. artık imkansız sanırım.
"Kore restoranına gitmiştim ben bir ara. Onların salatasından yedim." dedi. Aklıma o an bibimbap yemeği geldiği için acaba bibimbap mı yedi yoksa normal salata mı yedi anlayamamıştım. "Nasıl yani?" dedim. "Hani onların değişik bir salatası var ya, ince ince şerit gibi kesiyorlar." dedi. "He sen sadece salata yedin, anladım tamam." dedim. "Çok güzeldi o." dedi. "Bende kaşarlı noodlelı tteokbokki, kimchi ve bir tane daha turşudan denedim ama adını hatırlamıyorum, jajangmyeon ve kimbap yemiştim. Tadları çok güzeldi." dedim. "Kimbap?" dedi sorar gibi. "Suşi gibi işte." dedim. "Sen suşi yiyor musun?" dedi. "Evet, çok severim ben." dedim. Bir süre daha yemekler hakkında konuştuktan sonra "Şimdi yemek yemek için kore restoranına gidicem. Oraya gidince seni ararım." dedi. "Olur, bende yemek ısıtırım beraber yemiş oluruz. Nasıl fikir?" dedim. "Baya iyi fikir. Bunu beğendim." dedi.
Peki telefonu kapattıktan sonra beni aradı mı? Birlikte yemek yedik mi? HAYIR. Bana hep "Anılarımız yazışmalardan ibaret" diyip durduğu için bir anı yaratayım istedim ama hayır. Birlikte yemek yemedik. Bir daha birlikte şöyle bir şey yapalım mı diye teklifte bulunmam bende.

Yorumlar