Tatlı İlgi
- Mezardaki Çiçek

- 31 Ara 2025
- 5 dakikada okunur
26/12/2025
Gece 02:47... Hasta olduğum için doğru düzgün uyuyamıyorum ve canım sıkılmaya başladı. Nasıl mı hasta oldum? Dün ablam hasta olduğu için bebiş yeğenime bakabilecek durumda değildi. Bende bebişe bakmaya gittim ve hastalık banada bulaştı. Eve geldikten kısa süre sonra belirtiler başlamıştı ve şimdi vücudumda hissettiğim ağrılar yüzünden uyuyamıyordum. O saatte uyanık olabilecek tek kişi Onsraydı ve ona yazmaya karar verdim. "Nasılsın?" yazdım. Hasta olduğumu söylemeye niyetim yoktu. Kısa bir sohbet etsek yeterdi bana. Ondan cevap beklerken yine kısa bir uyku çekmiştim. Bu kez uyandığımda daha beter bir durumdaydım. Onsra'dan direkt olarak "Sen nasılsın?" mesajı gelmişti. Anlamış mıydı ki?
"Sana yazdığım saatte biraz iyiydim de. Şuan geberiyor gibiyim. Hastayım feci derecede, dün ablam salgına yakalandı diye bebişle ilgilenmeye gitmiştim. Bana da bulaştı. Uyuyamıyorum ağrıdan. Bari seninle konuşayım dedim ama şuan gözüm seni bile görmüyor." yazıp telefonu bıraktım. Kıpırdayacak halim yoktu. Mide bulantım katlanarak artınca yatakta oturur pozisyona geçtim. Feci durumdaydım. Kusmak istiyordum ama yatakta bile zor doğruluyorken banyoya yetişmem mümkün değildi. Ne olur ne olmaz diye yanıma aldığım kabı tuttum sıkıca ve gerisi geldi. Annem ilgilendi benimle. O gidince kendimi yatağa attım. Sonra o kesintisiz bildirim sesini duymaya başladım. Onsra arıyordu.. "Ooff.." diyerek zar zor telefonu açtım. Görüntülü arama olduğundan beni görebileceği bir noktaya dönmeliydim.
Gece lambası görevi görmesi için tripodumun sarı ışığını en düşük kademede açık bırakmıştım. Bu yüzden oraya doğru dönmem gerekiyordu. Yatakta 3-4 denemede anca dönebildim. Telefonu sabitledikten sonra kendimi yatağa bıraktım. "Noldu sana böyle ya?" dedi. "Her yerim ağrıyor. Bıçak saplıyorlar sanki kemiklerime." dedim.
İnanır mısınız bilmem ama ilk kez Onsra'nın söylediği şeyleri kafamın içinde tutamadım. Hatta onu dinleyebildiğimi bile düşünmüyorum. Canımın acısı öyle bir noktadaydı ki gözümü açıp ekrana baktığımda bile her şey bulanıktı. "Neden uyumuyorsun? Uykunu alman lazım." dedi. "Uyuyamıyorum ki. Sürekli uykum bölünüyor." dedim. "Uyuyabilseydin iyi olurdu aslında. Su içtin mi?" dedi. "Az önce yarım bardak içtim." dedim. "O yetmez. Daha çok içmen lazım. Bende senin gibi çok ağrı çekiyordum. Bol bol su içmiştim. Ağrı falan kalmamıştı. Hadi kalk su iç." dedi. "Ya ben yatakta dönemiyorum sen kalk su iç diyorsun." dedim kızarak. Gözümü bile açıp kapamak çok güç geliyordu bana. Ayrıca saçlarım sürekli yüzümü kapatıp duruyordu. Bi ara beni göremediği için "İyi misin?" demişti hatta.
Daha önce karşısında böyle acıdan kıvrandığım olmamıştı. Hatta beni arayıp bu şekilde ilgilenmesini beklememiştim. Başka bi zaman olsa sırıta sırıta aklımın bir köşesine bu anları kaydederdim. Ama şuan bu duruma bile sevinemiyordum. Ağrıdan inlediğim zamanlarda "Şuan çok ağrın olduğunu biliyorum ama geçecek. Her şey geçip gider. Daha iyi olacaksın. Gözlerini kapatıp ağrın yokmuş gibi odaklanmaya çalış. Daha iyi hissedeceksin." diyordu. Söylediği şeyleri yapmak için çok çabaladım. Bazen işe yarıyor bazen işe yaramıyordu.
Ara ara telefonu kapaması gereken durumlar oluyordu. Hemen döneceğini söylüyordu. Normal şartlarda dönmeyi unuttuğu için he diyip geçmiştim başta ama gerçekten çok kısa sürelerde dönüş yapıyordu. Konuşuyor muyduk? Hayır. O bir şeyler anlatıyordu, ben dinliyordum. Konuşursam kısa cevaplar veriyordum. Uzun cümle kurarsam cimlenin uzunluğu kadar susup dinleniyordum. Her geri dönüp aradığında su içip içmediğimi soruyordu. İçmediğimi söyleyince beni azarlayıp su içmem gerektiğiyle ilgili nasihatler veriyordu. "Sarımsak sever misin?" dedi. "Yerine göre severim." dedim. "Bir tane at ağzına çiğne. İyi gelir." dedi. "Ya bi git. Zaten midem bulanıyor." dedim. "O zaman zencefil ye." dedi. Göz ucuyla ekrana baktım ciddi mi diye. "Zerdeçal, sarımsak, zencefil.. zerdeçalı söylemiş miydim? Zerdeçal, zencefil ve sarımsak. Karıştırıp iç. Hiçbir şeyin kalmaz." dedi. "Iyyy ya hayır. Hayatta içmem ben onu." dedim. "Yanında olsaydım sana içirirdim." dedi. "İçiremezdin." dedim. "İçirirdim." dedi. Bir süre inatlaştıktan sonra bıkıp "Suratına püskürtmemi istiyorsan içirtirsin tabi." dedim. "Sevmediğin ne varsa sevdirirdim sana. O yüzden püskürtemezdin." dedi.
İkimizin ne kadar inatçı olduğunu ve inatlaşırsam bunun sonunun gelmeyeceğini çok iyi bildiğim için "He aynen, yaparsın." diyerek geçiştirdim. Yine o bir şeyler anlatmaya başladı. Bende gözlerim kapalı onu dinliyordum. Aslında uykum gelip gelip gidiyordu. Hatta 2-3 dakikalık uykulara dalıp uyanıyordum. Yeni bir bilginin daha kilidi açılmış oldu böylece. Onsra'nın sesi uykuya dalabilmem için yardımcı olan o huzur dolu seslerden biriydi. "Şuan canım ne istiyor biliyor musun?" dedim. "Ne?" dedi. "Taze sıkılmış portakal suyu." dedim. "Oo senin vücudun sinyal vermeye başlamış. Portakal varsa sıkıp iç hemen." dedi. "Vardı diye hatırlıyorum. Anneme söylerim halleder o." dedim.
Bi ara gözlerimi açıp ona baktığımı hatırlıyorum. Üstünü değiştirmişti galiba. Belki de saatlerdir öyleydi ben fark etmedim. Simsiyah giyinmişti. Şapka takıyordu. Salaş ama hoş bir görüntüsü vardı. Daha fazla inceleyemeden tekrar gözlerimi kapatmıştım.
Kaç saat sessiz kalıp beni izledi bilmiyorum. Kaç saat onun karşısında acıyla inleyip uyumaya çalıştım bilmiyorum. Ne zaman rahatladığımı düşünse anlık sancıyla yüzümü buruşturuyordum. Bu anlarda ağrıyı unutmam için bir şeyler söylüyordu. Belki boş muhabbet yaptı. Hiçbir şey bilmiyorum, hatırlamıyorum. En son bir işi olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Sonra o mu kapadı ben mi bilmem. Mışıl mışıl kesintisiz bir uyku çektim.
Sabah uyandıktan kısa bir süre sonra Onsra mesaj attı. Ne yaptığımı soruyordu. "Tavanla bakışıyorum. Annem evde yok sanırım." yazdım. "Nereye gitmiş." yazdı. "Ablama gitmiştir. Hasta ya o da. Kadın ikiye bölündü valla." yazdım. Sonra beni aradı.
Telefonu açtığımda daha iyi bir durumdaydım. En azından artık gülümseyip ona bakabiliyordum. "Baya iyi gördüm seni. Birkaç saat önceki halinden eser yok." dedi. "Telefonu kapadıktan sonra uyudum ben. İyi geldi." dedim. "Uyandırdım mı? Kapatayım, sen uyumaya devam et." dedi. "Hayır ya uyanmıştım zaten." dedim. "Emin misin?" dedi. "Eminim." dedim. "Su içtin mi peki?" dedi. "İçmedim." dedim. "Hadi kalk birlikte su içmeye gidelim." dedi. "Kalkacak halim yok, annem gelince söylerim ona getirir." dedim. "Hadi hadi kalk." dedi. "Kalkamıyorum diyorum ya aa." diyip kızdım yalandan. "Tamam zorlamayacağım." dedi. Bir süre sohbet ettik. Çok yorgun görünüyordu. Orada tahminimce çok geç bir saatti ama o uyumamıştı. "Uykum geldiğinde uyumazsam bir daha uyuyamıyorum biliyor musun?" dedi. "O durum annemde de var. O yüzden ne olduğunu çok iyi biliyorum." dedim. "Evet.. Aslında şuan uykum var. Şimdi fark ettim." dedi. Gözleri kapanıyordu ve açık tutmakta zorlanıyordu. Ama aynı zamanda inatla benimle konuşuyordu. "Annemi aramam lazım. Aslında gün içinde konuştuk ama yine arayayım onu. Sonra seni geri ararım. Sonra uyurum." dedi. "Uykun varsa geri dönme bana. Annenle konuş sonra uyu. Hazır uykun gelmiş." dedim. "Doğru.. uykum geldi. Annemi yarın ararım o zaman ya. Konuşalım." dedi. "Uykun yok muydu? Uyusana." dedim. "Hm.. var.. uyuyayım ben o zaman. Sen bir yere gidecek misin?" dedi. Cidden sordu mu bunu diye ekrana ters bir bakış attım. Oldukça ciddi görünüyordu. Kollarımı iki yana açıp "He aynen dans etmeye gidicem." diyerek sitem ettim. "Ooo nerede dans edeceksin." dedi gülerek. "Bara gidicem. Tövbe ya. Nereye gidebilirim Allah aşkına yatakta dönerken üç tur atıyorum burada." dedim. "Uyandığımda ararım o zaman seni. Onun için sormuştum." dedi. "Tamam. Kapatıyorum ben o zaman. Sen uyu güzelce." dedim. "Teşekkür ederim anlayışın için." dedi.
Benimle konuşurken hâlâ gözleri kapalıydı. Telefonu kapama tuşuna bile basabilcek durumda değildi. Bu yüzden ben kapadım telefonu. Ona söyleyemedim ama tüm gece benimle ilgilendiği için ona minnettarım. Fiziken yanımda olamasa bile bir şeyler yapabilmek için çabalamıştı. Daha önce kimseden böyle düşünceli bir davranış görmemiştim. O yüzden garip hissediyorum. Ama kötü anlamda değil. Durup durup aniden böyle ince davranışları olunca insan afallıyor. Ayrıca öyle bir ilgilendi ki evlenmişizde hasta oldum diye gece boyu uyanık kalıp başımda bana bir şey olacak mı diye dikilmiş gibi hissettim. Garip bi duygu. Tanımlayacak bir kelime bulamıyorum. Tekrar ve tekrar teşekkür ederim Onsra. Uyumama yardımcı olduğun ve benimle ilgilendiğin için minnettarım sana.

Yorumlar