Geçmişimin Mezarı #1
- Mezardaki Çiçek

- 8 Ağu 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 Ağu 2025
Bazı şeyleri gömemezsin. Bazı şeyleri anlatmazsan çıkmazlar içinden. Bendeyse durumlar biraz karışık. Ne kadar anlatsamda aşamıyorum geçmişi. Bu yüzden bugün sizinle bir seriye başlıyorum. Geçmişimi kelimelerle bu seriye gömeceğim. Bu, hem ölüme sürükledikleri Satürn'ün mezarı hem de onun mezarına toprak atanların adım adım izini tuttuğum bir yazı serisi olacak. Geçmişin Mezarı sessiz değil, mezardaki çığlıklar yankılanıp tokat gibi çarpıyor yüzüme.
Okul koridorlarında değil cehennemin dar sokaklarında yürüdüm ben. Gülüşlerimin altına saklanmış suskun çığlıkları kimse duymadı. Yakın arkadaşım dediğim Angela bile... Bu yazı serisi, cehennem ateşinde çığlık atamadan yanmış birinin külleriyle yazıldı. Bu seride anlatacaklarım hikaye değil. Geçmişimi kazdığım bu mezara gömdüğüm halde öfkem dinmezse... Neyse, hazırsanız olayların en başından başlayalım.
Yıl 2017, fazla eskiye gittik değil mi? Ama her şeyin başlangıcına inmeliyiz. Çünkü ilmek ilmek beni nasıl delirttiklerini ve olayları kimin başlattığını anlatmam gerekiyor. Neyse, okullar açılmadan önce üç günlük tanıtım dersleri veriliyordu. Okulun içi bana fazla karışık geldiği için ilk günden kaybolmamak adına bu derslere katılmaya karar vermiştim. Keşke gitmeseymişim.
İlk tanıtım dersinden çıktıktan sonra eve gitmek için yürümeye başladım. Önümde üç kız vardı ve yolumun üstünde olan bir yere gitmeye çalışıyorlardı. Hiçbiri yolu bilmediği için onlara yardım etmek adına seslendim. Nereye gideceklerini öğrendikten sonra onlara eşlik etmeye başladım. Kızlardan birinin ismi Apate olsun. Diğer kızların bu hikayede pek bir rolü yok zaten. Dördümüz arkadaş olmuştuk ve her tanıtım dersinden sonra birlikte yemek yemeye gidip sohbet ederdik. Birbirimizi çok sevmiştik ve bu yüzden aynı sınıfta olmak için dua ediyorduk.
Okullar açılınca dördümüz giriş kapısına asılmış olan sınıf listelerine bakmaya başladık. Apateyle aynı sınıftaydık, diğer ikisi yan sınıfımızdaydı. Ayrı düşsekte teneffüslerde buluşmak için sözleştik ve sınıflara geçtik.
Apate asla dibimden ayrılmıyordu. Ben nereye gidersem oraya gidiyordu ve benden başka kimseyle oturmuyordu. İlk hafta olduğu için tabi herkes herkesle kaynaşmaya çalışıyordu ve sınıfın büyük bir çoğunluğu beni çok sevmişti. İşte bu ilk haftada Angelayla tanışmıştım. Ortak müzik zevkimiz bizi daha çok yakınlaştırmıştı. O zamanlar onun hem en yakın arkadaşım olacağını hem de manipülasyon ve yalanlarla benden koparılacağından bir haberdim.
Angelayla birbirimizi daha yakından tanıyabilmek için o hafta bir günlüğüne yan yana oturmuştuk. Gerçekten çok keyifli bir gündü. Apate dışında oturup sohbet edebildiğim birinin olması hoşuma gitmişti. İlk haftanın bitişinde haftasonu yine Apateyle birlikte sınıftan bir kızla buluşup kitap bakmaya çıkmıştık. Apate yine benden ayrılmıyordu tabi. Haftasonunu bile birlikte geçirmiştik.
İkinci haftada sınıf hocamız belli oldu. İlk önce sınıf başkanı seçimi yapacağını söyledi. Ben seçilmem diye gönüllü bile olmadım. Apateyle birlikte birkaç kişi aday olmuştu. Sonra Apate'nin geçmişte sınıf başkanı deneyimi olduğu için hepimiz ortak kararla onu sınıf başkanı seçmiştik. Başkan yardımcısı içinse oylama yapılmıştı. Bu oylama fazlı bittikten sonraki teneffüste herkes yanıma gelip "Keşke sen aday olsaydın. Ben senden başkasına oy vermek istemiyordum. Senden iyi başkan olurdu." gibi şeyler söylemişlerdi. "Daha önce aday olsamda hiç seçilmediğim için çıkmak istemedim. Hem yapılan seçimden memnunum. Deneyimi olan bir başkanımız var en azından." dedim.
Sınıf hocamızla ikinci dersimizde oturma düzeni hakkında konuştuk. Tabi bu tüm olayların fitilini ateşleyecekti ve ben bunlardan bir haberdim. "Ben size bırakıyorum. Herkes istediği kişiyle otursun. Boy sıkıntısı yüzünden nereye oturacağınızı ben seçeceğim." dedi. Apateyle oturduğum için açıkçası çokta umursamıyordum. Nasıl olsa sıra arkadaşım belliydi ama tam o an hiç beklemediğim bir şey gerçekleşti. Apate ayağa kalkıp "Ben Lampetiayla oturmazsam kimseyle oturmam!" diye bağırdı. Duyduğum cümlenin şaşkınlığıyla Apate'ye doğru döndüm ve o an Angelayla göz göze geldik. Apate kıçımın dibinden bile ayrılmadığı için bu cümlesi Angela'nın da şaşırmasına sebep olmuştu.
Yediğim ilk kazıktan sonra kimseye hemen güvenmeyeceğimin yeminini ettikten sonra ben tek başıma arka sıralarda mı sürüneceğim diye düşünmeye başladım. Bu esnada Lampetiayla Apate beraber oturmak için beni def etsin diye hocayı ikna etmeye çalışıyordu. İşte tam bu an bir ses daha yükseldi. "Bende Moonla oturmazsam kimseyle oturmam!"
İkinci şokumu Angela sayesinde yaşamıştım. Angela da benden başkasıyla oturmayacağını haykırınca sınıfta kargaşa çıktı. Herkes kiminle oturmak istediğini veya tek oturmak istediğini bağırarak hpcaya söylemeye çalışıyordu. Hoca zar zor sınıfı susturup herkesi tahtanın önüne topladı. Sıra arkadaşını seçenleri ve tek kalanları iki yere ayırdıktan sonra boy sırasına göre hepimizi oturtmaya başladı. İlk oturtulan arkadaşlar Angelayla bendim. Sonrasında ise arkamıza Apateyle Lampetia, onlarında arkasına sınıfın ilk gruplaşmasını oluşturacak diğer arkadaşları oturtulmuştu. Bu oturma düzeninin hayatımın kabusu için başlat düğmesine basacaklarından bir haber derslere odaklanmıştım.

Yorumlar