Veda?
- Mezardaki Çiçek

- 6 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Eyl 2025
17/06/2025
Bugün kalbimdeki son güvercinin de kanadını çırptığını hissettim. Sanki can çekişiyor gibiydi. Ardından uçmayı bıraktı. Belki de yere çakılmıştır. Sevilmeyi beklemenin ağırlığını daha fazla taşıyamadı anlaşılan.
Kalbim koca bir mezara dönüştü. O kadar derin ki yukarıdan gelen ışığı görmek imkansız. Sessiz, zifiri karanlık ama içinde hâlâ umudu olan bir ceset var. O cesetse benim. Bir şekilde bu mezardan çıkarılmayı bekliyorum.
Kendimle birlikte bir şeyi daha gördüm, Onsra'yı. Onun bana yazdığı tek bir cümleyi defalarca okuyorum bazen. En son "teşekkür ederim" demişti. O iki kelimeyi okurken, sanki bana başka bir şey demesine gerek yokmuş gibi hissediyorum. Sanki bir cümleyle kalbimin tüm kırıklarını yerleştirmişim gibi ve bu kırıkları o oluşturmuş olsa bile ondan başkası koruyamazmış gibi geliyor.
Onsra... Kalbimde öyle bir yer açtın ki... Bir daha böyle sevebilir miyim, bilmiyorum. Kalbim artık başka bir dili konuşuyor ve bu dil yalnızca seni doğru biliyor. Zihnimde yine o sorduğun soru yankılanıyor. "Sanal olduğumuz halde beni nasıl hâlâ bu kadar çok sevebiliyorsun?" Haklısın. Seninle bir şeyler yaşanmadı ama yaşanabilirdi ve ben "yaşanabilirdi" ihtimalini, olmuş her şeyden çok sevdim.
Gerçekten uzak, göremeyeceğim ve dokunamayacağım bir yerdesin. Hatta sokakta karşılaşma ihtimalimiz yok. Belki bir gün bile aynı şehirde olamayacağız ama garip bir şey var. Her gün, gözlerimi kapattığımda ilk senin yüzün beliriyor. Sonra seni zihnimde daha canlı hayal etmeyi deniyorum. Ardından kendime kızıyorum. Çünkü yüzünü değil, seninle ilgili hissettiğim o tuhaf boşluğu hatırlamak istiyorum.
Senden aşkıma bir karşılık beklemediğimi biliyorsun. Beklediğim tek şey varlığının yankısını hissedebilmekti ve varlığının yankısını hissetmeyi her şeyden çok seviyorum. Asla net değildi ama hissi çok tanıdıktı. Sanki yanımdaymışsın gibi.
Onsra... Bilmeni isterim; ben seni güzelliğinle değil, yokluğunun bıraktığı boşlukla sevdim ve o boşluk hâlâ burada. Ne yaparsam yapayım dolmuyor. Seninle bile tamamlanamayacak kadar büyümüş gibi hissediyorum. Sonu görünmüyor. Hoş, sana olan sevgimin de bir sonu yok ya. Seni hep sonsuz kadar sevdiğimi bilirdin ama yalnızca bilirdin. Belki de farkında değildin içimde kaç kez eridiğinin. Tıpkı bildiğin halde fark edemediğin sonsuz aşkım gibi. Şimdi seni benim kadar tanımayan insanların arasında dolaşıyorsun ve ben senin gölgeni hâlâ ezberimde taşıyorum.
Bu gece yine onunla konuşuyormuşum gibi bir şeyler yazmak istedim ama yazdığım her kelime ona söyleyemeyeceğim bir şey gibi kaldı. Benim ona neler hissettiğimi, her yazdığım satırda ne kadar onun isminin gölgesini taşıdığımı bilmiyor. Ama uzaklık içinde kurduğum bu dünya, onun bilmemesini de içeriyor sanki.
Onsra, ne bir başlangıç oldu ne de bir kapanış. Arada bir yer gibi. Belki de bu yüzden bu kadar uzun sürdü içimde. Başlamadığı için bitmedi. Ona ulaşmak istemiyorum artık ama onsuz da iyileşemiyorum. Bu hikayeye bir son vermeli gibi ama sanki biri ölecek gibi. Sonsuzluğu kaybetmenin ölümü.
Onsra... Bir şeyi hiç sahip olmadan bırakmak, onu kaybetmek sayılır mı?

Yorumlar