Ayna
- Mezardaki Çiçek

- 12 Ara 2025
- 5 dakikada okunur
12/12/2025
Dün Onsrayla konuştuğumuz şeyleri paylaşmıştım. Bugünde ✨yanlış anladığımı iddia ettiği✨ konuyu konuştuk. Evet, ona yazıyı okuması için atıp uyumuştum. Okuduktan sonra beni aramış -tabi ben o saatte uyuyordum- ve ben açmayınca ses kaydı atmıştı. Gülerek konuyu yanlış anladığımı söyledi. Ben neyi yanlış anladım acaba?
Kedilerim sayesinde yalnızca iki saat uyuyabilmiştim ve gecenin üçüne doğru yaptıkları gürültüye kalkmıştım. Saati kontrol etmek için telefonu elime aldığımda görmüştüm bunları. Bir yazı için aramamıştır herhalde? Yani ben öyle düşünüyordum ama yok. Cidden o yüzden aramış. Cevap olarak "Yanlış anlamak değil de unuttuğum bir detayı hatırlattı desek daha iyi olur bence." yazdım. Cevabı "Ara." oldu. Aramak mı? Ciddi ciddi bunu mu konuşacaktık şimdi? Ben konudan kaçtıkça konu yakama yapışmış durumdaydı resmen. Hâlâ bunun için aramamı istediğine inanamadığımdan "Arayayım mı?" yazdım. Direkt o aradı. Gecenin üçünde bunu niye konuşuyorduk anlamıyordum. Açıkçası yarı uykulu olduğumdan ve sürekli kapa-ara yapmaktan konuştuğumuz çoğu şeyi hatırlamıyorum. O yüzden hatırladığım kadarını yazacağım.
Gülerek "Sen neden böyle şeyleri bana söylemeyip gidip yazıyorsun?" dedi. Eyvah, feci yakalandım. O an suç üstü yakalanan küçük bir çocuk gibi hissettim. "Ben böyle şeyleri konuşmakta pek iyi değilim. Söyleyemediklerimi yazıp okuturum genelde." dedim. Acaba bunu Onsra'ya yapmak iyi bir fikir mi? Ona okutmaktan vaz mı geçsem acaba? "Ciddi misin?" dedi. "Evet. Bunu annemle babama da yapıyorum. Babamın okurken ağladığı oluyor hatta." dedim.
Sonra şu anlaşmalı evlilik muhabbetini anlattı. Green kart almak içinmiş. Türkiye'ye gidip gelmesi ve ailesini yanına alabilmek gibi kolaylıklar sağlıyormuş. Hadi canım? Ciddi misin? Salak değiliz herhalde, o kadarını anlayabilecek kafa var çok şükür. Neyse ama uğultulu duyduğum şeyin bu olduğunu öğrenmiş olduk. Tamam hadi kızmadım, tamam. "Tamam ama benim takıldığım nokta bu değildi ki. Anlaşmalı falan değil direkt bir gün evlenecek olman gerçeğini hatırladım ve ona göre yazdım." dedim. "Ben severek evleneceğimi düşünmiyorum." dedi. Acaba ben mi anlatamıyorum yoksa Onsra mı anlamıyor? "Ben öyle düşünmüyorum. Bir gün sevsen de sevmesen de kendi aileni kuracağın çok açık. Bunu isteyen birisin çünkü. İşte o gün geldiğinde ben gitmiş olacağım." dedim. "Yani, olabilir. Geleceği bilemeyiz ama şuan öyle bir düşüncem yok." dedi.
Bu konuyu nasıl oldu da ilişki mevzusuna taşıdık henüz çözebilmiş değilim. "Ben artık bu işlerin vakit kaybı olduğunu düşünüyorum. Tabi bu yaşlarda kızlarla kafelerde takılmak kulağa hoş geliyor olabilir ama artık ona harcayacak vaktim yok. Hedeflerime odaklıyım." dedi. Arada ciddi bir anlama veya anlatma bozukluğu var. Ya ben onu anlamıyorum ya da o beni anlamıyor. "Ben bundan bahsetmiyorum ki. Sana kızlarla kafelerde gezeceksin demedim ben. Konu çok farklı." dedim. "Ben mi anlamıyorum yoksa anlatamıyor muyum? Yani demek istediğim... Yok ya anlatamıyorum. Konuyu kapatabilir miyiz? Başka zaman konuşuruz bunu." dedi. "Gecenin üç buçuğu, kafam bambaşka alemde. Bu saatte konuştuğumuz şeye bak." dedim. "Bende açım, anlamıyorum hiçbir şeyi." dedi. Gerçekten ne o doğru düzgün anlatabiliyordu ne de ben. Aslında ben ne demek istediğini anlıyorum da ben anlatamıyordum sanırım.
"Zaten günümüzde herkesin ilişkideki derdi sevişmek. Sevgi mevgi kalmamış. Mesela bu yaz bana biri yazdı. Benden çok etkilenmiş falan. Arkadaş ortamımız aynı, oradan tanışıyoruz. Gittim Rudra'ya anlattım. Benden çok o heyecan yaptı. Senin dışında biriyle konuşacak olma ihtimalime coştu resmen. Buluşma kombinimi bile o yaptı. Neyse gittim ben. Bununla ilişki yaşamayı bırak arkadaş bile olunmaz. Kısacası götümü vermedim diye triplere girdi ve bana benzeyen biriyle birlikte şuan." dedim. Ne var ya? Bu güne kadar ne saklamışım da bunu saklayacağım ondan. Söyledim yani ne var bunda. Yargılayıcı bakışlarınızı hissediyorum resmen. İçim ürperdi.
"İnsanlar garip ya. Ben ailem dışında kimseyi anlayamıyorum." dedi. "Beni anlıyorsun ama. Bir sıkıntım olduğu zaman anlıyorsun beni." dedim. O an garip bir atmosfer oluşmuş gibi hissettim. Rahatsız edici değil ama garipti işte. "Bende seni anladığımı düşünüyorum ama sen öyle düşünüyor musun bilmiyorum." dedim. "Sen beni anlamıyor musun?" dedi. Ses tonundan şaşırdığını anladım ama neye şaşırdı onu anlamadım. "Hayır tabiki anlıyorum ama sen öyle düşünüyor musun bilmiyorum." dedim. "Bence sen beni çok iyi tanıyorsun." dedi. Haklı. Onunla ilgili öğrendiğim her şeyi zihnime kazıyordum. En ufak detayı atlamamaya özen gösteriyordum. Başka kimseyi bu kadar iyi tanımam mesela. Ama mevzu o olunca geriye kalan şeylerin önemi olmuyor benim için. "Doğru. Seni iyi tanıyorum." dedim. Belki en sevdiği yemek gibi basit şeyleri bilmiyor olabilirim ama ruhunu çok iyi tanıyordum. En zoru da bu ya zaten. Ruhları kolayca tanıyamazsın. Belki de hemen hemen aynı şeyleri düşündüğümüz için böyledir, bilemedim.
"Biz seninle çok benzer şeyler düşünüyoruz aslında. İkimizin de gerçekleştirmek istediği hedefler var. Onlara odaklı durumdayız. Şuan konuşabiliriz tabi..." diye o devam ederken ben dejavu yaşadım. Bunu bana daha önce de söylemişti. Konu ilişkilerden açılınca sanki bir beklenti içindeymişim gibi mi görünüyor acaba? Hislerimi okutuyorum diye mi böyle? İşte bazen sırf bu yüzden okutup okutmama arasında çok kalıyorum.
Aniden konuyu benim beslenme alışkanlığıma getirip günde kaç öğün yemek yediğimi sordu. Neler yediğimi falan konuştuk. Aklıma yemek yiyeceğime inanmayıp fotoğraf attırdığı gün geldi. Yumurta pişirip yiyeceğim zaman buna inanmayıp fazladan bir yumurta kırıp ona fotoğraf atmamı söylemişti. Lisedeyken yemek yemeyi uuttuğum için arada hatırlatmalar da yapıyordu. Sağlıklı beslenmeyle alakalı süslü püslü cümlelerini dinledim. "Avokado sevmem ben. Tadı sakıza benziyor." dedim. "Ben sana onu öyle bir sevdiririm ki aklın şaşar. Suşi sever misin?" dedi. "Severim." dedim. "Onu avokadolu yapayım sana. Somon, yengeç ve avokado, bayılırsın." dedi. "Avokado dışında hepsi olur.. Ya niye bu örneği verdin canım suşi çekti şimdi. Rudrayla gidicektik bir yere. Sınırsız suşi kişi başı 650 liraymış. Annemden gitme onayı bile aldık ama para yok." dedim. "Sınırsız mı? Baya iyiymiş o zaman." dedi. Bir süre daha bunun hakkında konuştuktan sonra yemek yapıp yapmadığımı sordu. "Yapmam. Yapmayı da bilmem. Öğrenmeye de istekli değilim." dedim. "Hadi ya. Ama illa ki pişirdiğin şeyler vardır. En kötü bir yumurta kırarsın herhalde." dedi. "E herhalde, o kadarda değil yani." dedim. "Valla ben çok iyi aşçıyım. Çok iyi yemek yaparım. Senle aynı evde yaşasaydık sana çok kısa sürede sağlıklı bir şekilde 3-5 kilo aldırırdım." dedi. O kadar imkansız geliyor ki bu. Hayır aynı evde yaşamak değil. Kilomun o kadar artış göstermesi. Aynı evde yaşamak bile daha imkanlı bir durum. "Lisedeyken bir amca vardı. Kilo alayım diye çok uğraşmıştı. Herkese bir kepçe çorba koyuyorsa bana iki kepçe koyuyordu. Canım amcam. Onun sayesinde kilo almıştım." dedim. Ondan başkası da kilo aldıramadı zaten. Rekor onda. Henüz o kiloyu geçebilmiş değilim.
Başka bir şey konuşmuş muyduk hatırlamıyorum. Bunlar var aklımda. Tekefonu kapatmadan önce istediğim bir şey var mı diye sordu. "Hayır yok. Olsa yapabileceksin sanki." dedim. "Yapabileceğim bir şeyse yaparım." dedi. "İşte yapamayacağın için söylemiyorum." dedim. Söylemem için çok ısrar etti. Söylemedim tabi. "Sonra söyler misin?" dedi. "Bilmem, bakarız." dedim. Şimdi kesin buraya yazarım diye beklemiştir. Yazmıyorum, meraktan çatla olduğun yerde. Neyseki minnoş okurlarım tahmin edebiliyor da bazı durumlardan kaçabiliyorum.
Telefonu kapadıktan sonra ona yollamadığım eski konuşmamıza ait bir yazımı gönderdim. O yazıda bahsetmeyi unuttuğum bir cümlesi varmış. Onu hatırlattı bana. Söz verdim bu yazıma eklemek için. Hani "Tekrar tökezlersem pes edicem." demişti ya? Onun devamında bir daha tökezlemeyeceğine emin olduğunu da söylemiş. Bana bunu bağırarak söyledi biliyor musunuz? Konuşmaları ss olarak ekleyeceğim. Üst üste Onsrayla ilgili yazılar almak şoka uğratmıştır sizi. Tekrar konuşursak birkaç gün sonra yazıp yayınlayacağım. Kızmak yok, anlaştık mı?













Yorumlar